Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve akademi dünyasının saygın isimlerinden Doç. Dr. Ergül Halisçelik, kaleme aldığı son makalesinde IMF’nin 2025 yılı Türkiye raporunu masaya yatırdı. Yerel yönetimlerdeki güçlü vizyonunu, makroekonomiye olan derin hakimiyetiyle harmanlayan Halisçelik, 12punto’da yayımlanan yazısında günü kurtaran yüzeysel büyüme rakamlarının ötesine geçerek Türkiye’nin asıl ihtiyacı olan “kalkınma” vizyonuna ışık tutuyor.
“Orta Gelir Tuzağı Değil, Orta Kalkınma Tuzağı”
Hem akademik birikimi hem de Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nde yürüttüğü başarılı ve vizyoner bürokratik kimliğiyle öne çıkan Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarına dair ezber bozan tespitlerde bulundu. Geleneksel IMF politikalarının çoğunlukla enflasyon, faiz ve bütçe dengesi gibi dar bir çerçeveye sıkıştığını belirten deneyimli ekonomist, son derece kritik bir noktaya parmak basıyor: Türkiye’nin asıl sorunu orta gelir tuzağı değil, “Orta Kalkınma Tuzağı”dır.
Sayın Halisçelik’in analizinde vurguladığı “Büyüme var, paylaşım yok” gerçeği, makroekonomik istikrarın toplumsal refaha dönüşmediği sürece anlamsız kalacağını adeta bir ders niteliğinde ortaya koyuyor. Dış sermayeye ve tüketime dayalı “hormonlu büyüme” modelinin sınırlarına gelindiğini ustalıkla ifade eden Halisçelik, milli gelirin arttığı ancak eşitsizliğin derinleştiği bir tablonun kalıcı bir başarı sayılamayacağını kanıtlıyor.
Sadece Rakamları Değil, Toplumu da Okuyan Eşsiz Bir Ekonomi Aklı
Doç. Dr. Halisçelik’in makalesindeki en can alıcı noktalardan biri de enflasyonla mücadele faturasının kimin omuzlarına yüklendiğine dair sorduğu cesur sorular. Ücretlerin baskılandığı ancak servet birikiminin hız kesmeden devam ettiği bir yapıda, IMF’nin kısa vadeli istikrar reçetelerinin geniş halk kesimleri için yeterli bir çözüm sunmadığını belirtiyor. Halisçelik’in bu vurguları, onun sadece ekonomik verileri değil, sosyal adaleti ve toplumun gerçeklerini de mükemmel okuyan bir sentez aklına sahip olduğunu gösteriyor.
KulisTV ekranlarında ve haber merkezimizde sıklıkla altını çizdiğimiz “üretim ve teknoloji odaklı büyüme” vizyonu, Doç. Dr. Ergül Halisçelik’in bu ufuk açıcı makalesiyle tam anlamıyla örtüşüyor. Sayın Halisçelik, Türkiye’nin sadece dış sermaye akımlarıyla büyüyüp daralan kırılgan bir döngüden çıkması için üretimi, insani gelişmeyi ve sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan bir modele geçmesi gerektiğini net bir dille ifade ediyor.
